Kuruçeşme, Kuruçeşme Cd. No:25 Daire:2, 34345 Beşiktaş/İstanbul

BOA 8.Yargı Paketi Değerlendirmesi

BOA 8.Yargı Paketi Değerlendirmesi

8. YARGI PAKETİ OLARAK BİLİNEN CEZA MUHAKEMESİ KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

7499 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 12/03/2024 tarih ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Getirilen kanun değişikliği ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu ile bazı kanunlarda düzenleme yapılarak kanun yollarına gün olarak belirlenen süreler hafta ve ay şeklinde değiştirilmiştir. İtiraz, istinaf ve temyiz yoluna başvuru süreleri gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak belirlenmiştir. Böylece kanun yollarına başvuru için ortak bir süre getirilmiştir. Yine önemli değişiklik yapılarak, ceza yargılamasında süre tutum dilekçesi uygulaması tamamen kaldırılmıştır. Ayrıca 4271 Sayılı Türk Medeni Kanunu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6384 Sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ile 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda da birtakım değişiklikler yapılmıştır.
2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu’nda Yapılan Bazı Değişiklikler Şunlardır:

1- 7499 sayılı Kanun’un 1. Maddesi ile, sürelerin başlama ve bitmesi hükmünü içeren İcra İflas Kanunu’nun 19. maddesine “Müddet hafta olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde biter. ” ibaresi eklenmiştir.

2- 7499 sayılı Kanun’un 2. Maddesi ile, İcra İflas Kanunu’nun 309/p maddesinin 3. Fıkrası “Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurabilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerince verilen ve miktar veya değeri elli sekiz bin sekiz yüz Türk lirasını geçen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecektir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda Yapılan Bazı Değişiklikler Şunlardır:

1- 7499 sayılı Kanun’un 5. Maddesi ile, Türk Medeni Kanunu’nun 407. Maddesi “Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanacağı hükmünde önemli bir değişiklik yapılarak kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişinin ancak kendi isteğiyle kısıtlanabileceği veya kendisine kayyım atanacağı düzenlenmiştir.

2-Maddenin devamına, “Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.” hükmü eklenmiştir. Böylece yapılan değişiklik vesayet makamının karar vermeden önce hükümlüyü dinleme zorunluluğu getirilmiştir.

3- 7499 sayılı Kanun’un 7. Maddesi ile, Türk Medeni Kanunu’nun 436. maddesinin birinci fıkrasına (6) numaralı bent eklenerek madde aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “6. Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararı derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilir. İlgili veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir, yapılan itiraz kararın icrasını durdurmaz. İtiraz denetim makamınca ivedilikle karara bağlanır.”

4- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için resmi sağlık kurulu raporunun tanzimi için gereklilik bulunması halinde Kanun’un 436. Maddesine eklenen 6. bent hükmü
uygulanacaktır. Böylece mahkeme tarafından hekim ön raporu üzerine kişi, en fazla yirmi gün süreyle
sağlık kuruluşuna yerleştirilebilecektir. Bu şekilde verilen yerleştirme kararına karşı ilgili veya yakınları tarafından on gün içinde denetim makamına itirazen başvurulabilecektir.

5- 7499 sayılı Kanun’un 8. Maddesi ile, Türk Medeni Kanunu’nun Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını düzenleyen 471. Maddesine aşağıdaki ibareler eklenmiştir:

“Hapis hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona erdirilebilir:

1. Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması,2. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.”
Getirilen düzenleme ile böylece, ceza infaz kurumunda bulunup da kısıtlı olan kişi üzerindeki vesayet, maddeye eklenen iki şartın birlikte bulunması halinde kaldırılabilecektir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Yapılan Bazı Değişiklikler Şunlardır:

1- 7499 sayılı Kanuın ile Türk Ceza Kanunu’nun Adli para cezasının bir gün karşılığı olan miktarı belirleyen 52 maddesinin 2. Fıkrası ile bir gün karşılığı miktar, en az yüz ve en fazla beş yüz Türk Lirası olarak değiştirilmiştir.

2- 7499 sayılı Kanıun ile Türk Ceza ;Kanunu’nun220 nci maddesinin altıncı fıkrası,
“(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılacağı hükmü kaldırılmıştır.,

3- 7499 sayılı Kanun’un 11. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.
“(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” Böylece örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, müstakil bir suç olarak düzenlenmiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yapılan Bazı Değişiklikler Şunlardır:

1- 7499 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanununun 141. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde yer alan “Yakalama” ibaresi “Yakalama, adli kontrol” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece yapılan değişiklik ile, yakalama, tutuklama işlemlerine ek olarak adli kontrol işlemine karşı da Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan kişiler, maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilecektir.

2- Ayrıca Kanun’un 141. Maddesinin birinci fıkrasına (k) bendinden sonra gelmek üzere, ” l) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,” bendi eklenmiştir. Böylece, konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler de tazminat isteyebileceklerdir. Ayrıca kararı veren merciler kişiye, tazminat hakları bulunduğunu bildirmekle yükümlü kılınmışlardır.

3- 7499 Sayılı Kanun ile, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.

4- 7499 Sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin beşince fıkrası, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin
hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan
hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” şeklinde değiştirilerek, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilmesi durumunda müsadereye ilişkin hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki belirsizlik netliğe kavuşturulmuştur.

5- Yine önemli bir değişiklik yapılarak, sanığın kabul etmemesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyeceği hükmü kaldırılmıştır.

6- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde karara karşı temyiz yoluna gidilebilmesi hükmü getirilmiştir.

7- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir.

8- 7499 sayılı Kanun ile, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü fıkrası yeniden düzenlenerek, kaçak sanık hakkında daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilememesi hükmüne, ceza verilmesine yer olmadığı kararı da verilemeyeceği hükmü eklenmiştir.

9- 7499 sayılı Kanun ile, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun istinaf istemini ve süresini düzenleyen 273 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde, üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan “yedi gün” ibareleri “iki hafta” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece istinaf kanun yoluna başvurma süresi, hükmün açıklanmasından itibaren değil, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacak olup, başvuru süresi olan yedi gün, iki hafta şeklinde değiştirilmiştir.

10- 7499 sayılı Kanun ile, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun temyiz istemini ve süresini düzenleyen 291. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

11- 7499 sayılı Kanun ile, 294. maddenin birinci fıkrasına “Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.” hükmü eklenmiştir.

12- ,7499 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin yürürlük tarihleri belirlenmiştir.
6384 Sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’da Yapılan Değişiklikler

1- 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Kanun’un adı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun olarak değiştirilmiştir.

2- Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 142. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemleri Kanun kapsamına dahil edilmiştir.

3- Komisyonun müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkili olduğu düzenlenmiş olup, devam eden maddesinde komisyonun giderlerinin, Bakanlık bütçesinden karşılanacağı düzenlenmiştir.

4- 6384 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin başlığı “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuş olanların Komisyona yapacağı müracaatın şekli ve süresi” şeklinde değiştirilerek, maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere “Müracaat, elektronik ortamda da yapılabilir. Müracaatların elektronik ortamda yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenir.” hükmü eklenmiştir. Böylece komisyona elektronik ortamda başvuru imkânı getirilmiştir.

5- 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Kanun’a Geçici Madde eklenerek,
“GEÇİCİ MADDE 3- (1) 2nci maddenin üçüncü fıkrasının

(a) bendi kapsamında olup;

a) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinde inceleme süreci devam eden bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren,

b) Anayasa Mahkemesinin incelemenin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmediği gerekçesiyle düşme kararı verdiği bireysel başvuruların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten veya düşme kararının tebliğinden itibaren,

c) Anayasa Mahkemesinin incelemenin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmediği gerekçesiyle verdiği düşme kararı üzerine veya 10/10/2023 tarihinden itibaren doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların, bu Mahkemenin münhasıran iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren, üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon tarafından inceleneceği ” hüküm altına alınmıştır.
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda Yapılan Bazı Değişiklikler;

1- Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasağına aşağıdaki istisnalar eklenerek, madde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
“(3) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;

a) İlgili kişinin açık rızasının olması,

b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi,

c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması,

ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması,

d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,

e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması,

f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması,

g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması, halinde mümkündür.”

2- 6698 sayılı Kanunun Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması düzenleyen 9. maddesi değiştirilmiştir.

3- 6698 sayılı Kanun’un 18 inci maddesine “Kurulca verilen idari para cezalarına karşı, idare mahkemelerinde dava açılabileceği” ibaresi eklenmiştir.
Bilgilerinize sunarız.
BOA LAW FIRM

Yazıyı Paylaş:

Hukuk Blog

Toplantı Planlayın!

İletişim Bilgileri
Danışmanlık Konusu
Lütfen Tarih ve Saat Seçin!