
Kuruçeşme, Kuruçeşme Cd. No:25 Daire:2, 34345 Beşiktaş/İstanbul
Teknolojinin ilerlemesi ve internetin hayatımızın tamamına hızla girmesi ile birlikte, kişilere ait her türlü veri internet kullanıcıları tarafından kolaylıkla erişilebilir hale gelmiştir. Bu da özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği, kişinin manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı gibi Anayasa ile güvence altına alınan pek çok hakkın yeniden düzenlenmesi gereğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca kişilere ait her türlü verinin son derece hızlı bir şekilde kullanıcılar tarafından erişime açık hale gelmesi de kişisel verilerin korunmasını isteme ve unutulma hakkını gündeme getirmiştir.
Avrupa hukukunda “the right to be forgotten veya the right to oblivion” olarak tanımlanan Unutulma Hakkı en basit tabiriyle, kişinin internet ortamında kendisi hakkında yer alan verilerin silinmesini isteme hakkıdır. Unutulma hakkı, kişinin, kendisi hakkında internette yer alan yetersiz veya ilgisiz bilgiler içeren ya da toplum nezdinde hoş görülmeyecek bilgiler içeren, yayımlanmasının üzerinde zaman geçen kişisel verilerin, arama motorlarında yapılan aramalarda çıkan sonuçların silinmesini veya çıkan bu sonuçların kendisi ile olan bağlantısının kesilmesini talep etme hakkıdır.
Unutulma hakkı her ne kadar T.C. Anayasasında açıkça düzenlenmemiş olsa da, Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve ödevleri” başlığı altında düzenlenen 5. maddesinde “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” ifadesi ile devlete pozitif bir yükümlülük yüklenmiştir. Bu yükümlülük doğrultusunda Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişinin manevi bütünlüğü bakımından şeref ve itibarının korunması hakkı ve Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile birlikte düşünüldüğünde, devletin kişilere geçmişte yaşadıklarının başka kişiler tarafından öğrenilmesi engellenerek “temiz bir sayfa açma” imkânı verme konusunda bir sorumluluğu olduğu açıktır. Kişisel verilerin korunması hakkının bir uzantısı olan kişisel verilerin silinmesini talep edebilme hakkı, kişilerin geçmişlerinde yaşadıkları olumsuzlukların unutulmasına olanak tanımayı da kapsamaktadır. Dolayısıyla unutulma hakkı kişilerin manevi varlıklarını geliştirmelerine bir fırsat vermek açısından devletin pozitif yükümlülüğünün bir sonucudur.
Avrupa Birliği’nin en yüksek mahkemesi olan Avrupa Adalet Divanı, 13 Mayıs 2014 tarihli kararında, dünya çapında kullanıcılar tarafından en yaygın kullanılan arama motoru Google’ın kullanıcılarına bazı durumlarda kendileri ile ilgili kişisel bilgilere yönlendiren linkleri silme hakkı tanıması gerektiğine karar vermiştir. Mahkeme, Avrupa genelinde kabul görmüş olan “unutulma hakkı” kapsamında, silmemek için “özel/belirli bir neden” veya “kamusal üstün değer” bulunmadıkça, Google gibi bir arama motorunun bir süre sonra kullanıcının talebi halinde kendisi ile ilgili kişisel veri içeren arama sonuçlarının silinmesine izin vermesi gerektiğine hükmetmiştir.
Nitekim ülkemizde, 22/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi, yapılan bireysel bir başvuruda benzer şekilde karar vermiştir[1]. Başvurucu, hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda adli para cezası ödemeye mahkûm edildiği olay ile ilgili olarak bir basın yayın organının İnternet sitesinde 1998 ve 1999 yıllarında haber ve yayınlar yapıldığını, ilgili yayın kuruluşunun İnternet sitesinin arşiv bölümlerinde hakkındaki haber ve yayınların yer almaya devam ettiğini, yayınların kaldırılması yönündeki talebinin kabul edilmesine rağmen itiraz merciince içeriğin yayından kaldırılması talebinin kabulüne dair kararın kaldırılmasına hükmedildiğini, belirtilen İnternet sitelerinde yer almaya devam eden haber içeriğinin yayından kaldırılması yönündeki taleplerinin yargısal makamlar tarafından reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 12., 17., 20., 25., 26., 27. ve 32.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiği iddiası ile bireysel başvuruda bulunarak konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştır. Yüksek Mahkeme kararında; “… Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızası ile işlenebileceği belirtilmiştir. Kişisel verilerin işlenmesi çok geniş bir çerçevede kişisel verilerin açıklanması, kaydedilmesi, aktarılması, elde edilebilir hâle getirilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi kapsamaktadır. Dolayısıyla İnternet ortamında yayınlanan bir haberi ulaşılabilir kılan her türlü kişisel verilerin işlenmesi de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Her ne kadar kişisel verilerin ancak kanunla veya kişinin açık rızası ile işlenebileceği belirtilmiş ise de Anayasa’da tanımlanan ifade ve basın özgürlükleri kapsamında yapılan bir haberin anılan sınırların istisnası olacağı açıktır. Bu bağlamda temel mesele bireyin geçmişte haber yapılmış ve gerçeğe aykırılığı ileri sürülmemiş davranışlarının artık hatırlanmasının engellenmesidir. Zira ifade ve basın özgürlüğü kapsamında İnternet ortamına yüklenen haber ve fikirler çoğu kez kişisel verilerin de kullanılmasını ve işlenmesini beraberinde getirir. Başka bir ifade ile İnternet ortamındaki ilgili haber arşivlerindeki kişisel verilere veya habere erişimin engellenerek kişilerin yaptıklarının unutulmasının sağlanmasıdır.
…İnternet’in yaygın kullanımı ile ortaya çıkan bu durum basının İnternet’i etkin olarak kullanmasıyla beraber ifade ve basın özgürlükleri ile şeref ve itibarın korunması arasındaki dengeyi ilkinin lehine bozmuştur. İfade ve basın özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı, eşit düzeyde koruma gerektiren temel hak ve özgürlüklerdir. Bu nedenle bozulan dengenin her iki temel hak arasında tekrar kurulması zorunluluk olmuştur. İnternet haberciliği ile birlikte unutulmanın zor olduğu günümüzde anılan dengenin tekrar kurulabilmesi şeref ve itibar yönünden bireylerin unutulma hakkının kabul edilmesi ile mümkün olabilir. Bu bağlamda unutulma hakkı adil dengenin kurulması için vazgeçilmez niteliktedir.” Diyerek unutulma hakkının kişilerin Anayasa ile güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme, kişinin manevi varlığını koruma ve geliştirme ve özel hayatın gizliliği gibi hakların bir uzantısı olduğunu ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise, 17.6.2015 tarihli ve 2015/1679 numaralı kararında[2] “unutulma hakkı” terimini bizzat kullanarak, Avrupa Adalet Divanı’nın kararına doğrudan atıfta bulunmuş ve unutulma hakkını “üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı” olarak tanımlamıştır.
Sonuç olarak, gerek Avrupa Adalet Divanı kararı gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Anayasa Mahkemesi kararları ve doktrin çalışmaları birlikte değerlendirildiğinde Unutulma Hakkı, internet ortamında bir haberin kullanıcılar tarafından kolayca ulaşılabilir olması nedeniyle ilgili kişinin kişilik haklarını zedeleyen bir hâle dönüşmesi halinde ortaya çıkmaktadır. Bu hakkın amacı, İnternet’in yaygınlaşması ve sağladığı imkânlar nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ile kişilerin manevi varlığının geliştirilmesi hakkı arasında gerekli hassas dengenin kurulmasını sağlamaktır. O hâlde Unutulma hakkı, İnternet ortamında haber arşivini koruma altına alan basın özgürlüğünün ve halkın haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını koruyacak şekilde kullanılmalıdır. [3]
[1] Anayasa Mahkemesi, 2013/5653 başvuru numaralı, 3/3/2016 karar tarihli kararı.
[2] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/56 Esas, 2015/1679 karar numaralı ve 17/6/2015 tarihli kararı.
[3] Anayasa Mahkemesi, 2013/5653 başvuru numaralı, 3/3/2016 karar tarihli kararı.